Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Müzik Anlayışı

15.11.2013
Şakir İlyasoğullarıMustafa Kemal ATATÜRK'ün  Müzik Anlayışı 

Sayın Okurlarımız, Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ölümünün 75 nci yılında; bir Müzisyen olarak Ulu Önderin Müzik anlayışını dile getirmek istedim. ATATÜRK Müzik Eğitimi almamıştı. Ancak Müzikten anlar ve Müziği severdi. Özellikle Rumeli Türkülerine adeta bayılırdı. Hepimiz bilmekteyiz ki ATATÜRK , bu türküleri dinlerken coşar ve bu türkülere de eşlik ederdi. O bu türkülerle bir Balkanlı olma hasretini gideriyordu. Çünkü  çocukluk ve gençliğinin geçtiği Makedonya'yı ve oradaki arkadaşlarını  unutmamıştı. Bu arkadaşlarından çoğu ise Kurtuluş savaşına katılmış ve Cumhuriyeti kuran dava arkadaşlarıydı.
ATATÜRK ve Klâsik Müzik:   25 Nisan 2009 tarihinde Manisa'ya Mesir Macunu Fetivali dolayısıyla bir davet almıştım. Bu Festivale bir Makedon Folklor grubu ve birkaç Makedon  sanatçı da davet edilmişti. Ben Çanakkale Türküsü ile Merhum Büyüğümüz Hayri ÖNDER Beyin Makedonca iki meşhur şarkısını seslendirecektim. O tarihte merhum Hayri Ağabeyimiz henüz hayattaydı. Kendisi Festivalin Şeref Konuklarındandı, ancak sağlığı elvermedi ve Festivale katılamadı. Kendisini rahmetle anıyorum. Yukarıdaki Tarihte MANİSA'daki SARUHAN Otelinde  Protokole bir konser verilecekti. Bu konsere katılan Makedonya'lı Opera Solist sanatçısı Sn. CVETAN STOJANOV, seslendireceği bir Arya için , aynen şu sözleri söylemiştir. " Ben Manastır'da doğdum, şimdi sizlere en Büyük Manastırlı sayılan Asrın Lideri ATATÜRK'ün sevdiği TOSCA Operasının Üçüncü Perdesindeki CAVARADOSSİ'nin Aryasını seslendireceğim. E Luce Van Le Stelle " Yıldızlar Parıldardı" Ben bir Türk  Opera sanatçısı olarak bu konuyu bilirim, fakat bir Makedon sanatçının bunu bilmesini elbette beklemezdim. Demek ki ATATÜRK'ü bilen biri.
ATATÜRK bilindiği gibi 1913 yılında Sofya'ya Binbaşı rütbesiyle Askeri ATAŞE olarak atanmıştır. Bundan önceki yazılarımızın birinde bu konuya değinmiş ve orada bulunduğu sırada ilk kez Operaya gittiğini yazmıştık. Atatürk Sofya'da kaldığı süre içerisinde bir çok senfoni konserine gitmiş ve çok sesli müzik dinleme fırsatını elde etmiştir. Ali Fethi OKYAR'ın Büyükelçi olduğu  SOFYA'daki görevi 1914 yılında Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla sona ermiştir.
ATATÜRK Güzel Sanatlara olan merak ve takdirini şu sözlerle ifade etmiştir. " SANATKÂR OLUNMAZ, SANATKÂR OLARAK DOĞMAK LAZIM" SANAKÂR IŞIĞI ANLINDA İLK HİSSEDEN KİŞİDİR, EFENDİLER, MEBUS , VEKİL HATTA REİSİCUMHUR OLABİLİRSİNİZ, AMA SANATKÂR OLAMAZSINIZ" CUMHURİYETİN TEMELİ KÜLTÜRDÜR, MÜZİK HAYATIN TA KENDİSİDİR"
Cumhuriyet kurulduktan sonra ATATÜRK Müzik konusuna da el atmış ve Türk toplumuna Klasik müzik zevkini aşılamaya çalışmıştır.Öncelikle Mızıka'yı Humayunu Ankara'ya getirtmiş. Musiki Muallim mektebini, Konservatuvarı kurmuş , Ankarada Gazi Eğitim Enstitüsü'ne bağlı Klasik Müzik bölümünü kurdurmuş, Bando Mızıka Okulu açtırmıştır. Hasan -Ferit ALNAR, Ahmet Adnan SAYGUN, Necil Kazım Akses ve Ulvi Cemal ERKİN'i Batı Müziği Eğitimi için Avrupa'ya göndermiştir. Ayrıca Bela BARTOK ve HİNDEMİT'i  Ankara'ya getirtmiştir. Batılıların çok sesli Müziğe kaç yılda geçtiklerini sormuş, 400 yılda cevabını alınca " Biz o kadar bekleyemeyiz" cevabını vermiştir. 
Pekiyi ATATÜRK sadece Çok sesli Batı müziği ile mi ilgilenmişti. Elbette ki hayır, Türkülerimizin yanında Ulu Önder Türk Sanat Müziğini de çok severdi ve dinlerdi. Türk Sanat Müziği Makamlarını bilirdi, İnce saz dinlerdi ve Nihavend Faslını çok severdi. Ancak öyle bir Müzik yapmalıyız ki Batılılar da bizi dinlesin derdi. Batılılarla her kulvarda yarışmak isterdi. 1789 Fransız  Devriminden etkilenen ATATÜRK, Fransanın Yüz yılda tamamladığı devrimleri on yıla sığdırmıştır.  1926 ve 1929 yıllarında Yurt Taraması yaptırarak bir çok türküyü derletmiş ve Nota'ya aldırmıştır. Türkülerimizin Notaya alınması onun ölümünden sonra da devam etmiştir. Kendi döneminde 7000 den fazla türkü nota'ya alınmıştır.  1953 yılından sonra ise merhum Muzaffer Sarısözen   takriben 2000 kadar türkü daha derleyip Notaya kaydetmiştir. ATATÜRK Radyo Sanatçısı Melek ERİSİN'in Konserine gitmiş ve kendisine Yaveriyle çiçek göndermiştir. Safiye AYLA, Müzeyyen SENAR, M. Nurettin SELÇUK'u dinlerdi. Hafız Hüseyin'in Gazelini dinlerdi. Tasavvuf Musikisini de severdi. Saadettin Kaynak Merhumdan Kuran-ı Kerim dinlerdi. 1932 Yılında onun direktifiyle Sultan AHMET  Camisinde görevli Hafızlara Mevlid-i Şerifi  okutarak ilk kez İstanbul Radyosundan   canlı olarak yayınlattı Çünkü o tarihte Ankara  Radyosu henüz faaliyete geçmemişti.
Kendisinin en çok sevdiği Türküler  ve şarkılar ise ; Ata Barı ve Zeybeği sever ve oynardı, Vardar Ovası,Alişimin Kaşları Kare,Bülbülüm Altın Kafeste  (Bu Türküyü Ulu Önder derlemiştir.),Pencere açıldı Bilal Oğlan Piştov Patladı,Dağlar Dağlar Viran Dağlar,Şahane Gözler,Yemenimin Uçları,Çalın Davulları (Selanik Türküsü), Manastır'ın Otrasında var bir Havuz (Bu Türküyü de Atamız derlemiştir.)       
1936 Yılında İran Şahı Rıza Pehlevi'nin Ankara'yı ziyareti sırasında İlk Türk Operası olan ÖZSOY Operasını Halk Evinde  " Şimdiki Resim ve Heykel Müzesi Binası "   oynanmıştır. Bu eseri ATATÜRK'ün direktifleriyle Ahmet Adnan SAYGUN bestelemiştir. Ankara Halk Evi 1927 yılında inşa edilmiştir. Cevat Memduh ALTAR'ı Müzik Eğitimi için  Yurt dışına  göndermiştir. Yurda dönüşünde ise kendisini bir Pazar Günü davet ederek, orada neler öğrendiğini sormuştur. Atatürk bu soruları Fransızca olarak okuduğu L'istoir de Musique " Müzik Tarihi " adlı kitaptan sormuştur.
Büyük Önder Montesqieu 'nün söylediği " Müzik İlerlemek için gereklidir" sözüne inanır ve " En zor Devrim Müzik Devrimidir." derdi.
Orta Okulu Makedonca ve Komunizm Yönetimin kesif olduğu bir dönemde bitirdim. Ohri'deki Ortaokulda tarih dersinde , tarih öğretmenimiz " Türkiye Cumhuriyetini ATATÜRK kurdu" demişti. Bunun dışında okulda Türkiye ile ilgili olarak duyduğum  başka bir isim Ahmet Adnan Saygun idi. Müzik Öğretmenimiz dini eserle (Oratoryo) içerisinde  VERDİ'nin REQUEM' i kadar Türk Besteci SAYGUN'un Yunus Emre Oratoryosu çok meşhurdur , demişti. 
1 Kasım 1934 ve 1 Kasım 1935 tarihli Meclis açılış nutkunda ATATÜRK  Müzik konusuna değinmiştir.
1935 yılında İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Vedat Nedim TÖR , Radyoda sık sık Klasik müzik çalınmasını ve Türk Sanat Müziği çalınmaması talimatını vermişlerdir. Halkımızın  klâsik müziğe alışması için alınan bu kararı ATATÜRK kısa bir süre içerisinde kaldırtmıştır.
Büyük Öndere bir müzisyen olarak bu değerli hizmetleri için rahmet diliyor ve şükranlarımı  sunarken yazımızı  BETHOWEN'in  bir sözüyle bitiriyoruz. " KÖTÜ İNSANDA MÜZİK YOKTUR"
Selamlarımla

Şakir İlyasoğulları 

Yazarın Diğer Yazıları