Ohri kalesinden Şehre kuşbakışı, hasretle bakmak.

22.02.2014
Şakir İlyasoğullarıOhri kalesinden Şehre kuşbakışı, hasretle bakmak.


Üsküp gezimizi tamamlayıp Makedonya'nın ünlü tatil beldesi Ohri'ye doğru yola çıkıyoruz. Ohri, Üsküp'ten 170 km uzaklıkta. Arabayla yaklaşık 3 saatlik keyifli bir yolculuktan sonra vardığımız Ohri, Makedonya'nın Arnavutluk sınırında bulunan ve kendisiyle aynı ismi taşıyan gölün kıyısında kurulmuş bir şehir. Makedonya'nın turizm ve kültür merkezi sayılan Ohri, Safranbolu, Ölüdeniz ve Göcek'in bir karışımı adeta. Tepenin yamacındaki evler Safranbolu'yu, sahildeki sokak ve caddeler Ölüdeniz'i, sahili ise Göcek'i andırıyor.  
 
UNESCO tarafından dünya mirası listesine dahil edilen Ohri'n'in tepeden görüntüsü kelimenin tam anlamıyla eşsiz. Dağların ve gölün izdivacıyla insanın karşısında belki de sadece fotoğraflarda gördüğü mükemmel manzaralar ortaya çıkıyor.
 
Şehir panaromik olarak en güzel, 10. ve 11. yüzyılda çarlık yapan Samuil'in kalesinden görülüyor. Kaleden gördüğümüz manzara, 9 dağı aşarak iyi ki Ohri'ye gelmişiz dedirtiyor insana. Bir zamanlar Mareşal Tito, birçok dünya liderini Ohri Gölü?nün kenarındaki yazlık konutunda misafir etmiş. Ohri kalesinden sahile doğru inerken eski Roma'da gladyatör karşılaşmalarının yapıldığı 3 kafesli Ohri Antik Tiyatrosu karşınıza çıkıyor.
 
Günümüzde konser ve tiyatro eserlerinin sergilendiği antik tiyatro, eskiden 5 bin kişi kapasiteliymiş ancak günümüzdeki kapasitesi sadece 2 bine inmiş. Göle doğru inmeye devam ettiğinizde bizi eskiden camii olarak kullanılan Aziz Clement Kilisesi karşılıyor. Kilise aynı zamanda Plaoşnik ya da Aziz Pantelemon adlarıyla da biliniyor. 

Osmanlı zamanı İmaret camii banisi ohri-zade Sinan Paşa'nın türbesi camii küliyesi bahçesinde yer alıyor. Unesco ile İkomos koruma listesinde bulunan Camii yıkılarak.  Aziz Clement Kilisesi inşaa edilmiştir. Yıkıma nedense uluslararası kuruluşlar bu konuda sessiz kalmışlardır.

 
 
Ohri deki bir başka önemli kilise ise Aya Sofia! Ohri'yi 1385 yılında ele geçiren Osmanlı İmparatorluğu, Aya Sofia'yı da freskleri kireçle kapatıp 1912 yılına kadar cami olarak kullanmış. Sırp rejimi Osmanlı İmparatorluğu'nun çekilmesiyle minareyi yıkmış. Cami olarak kullanıldığı zaman yapılan minber ise 1997 yılında kaldırılmış.  Evliya Çelebi seyahatnamesinde Ortodoks Hristiyanlar'ın rüşvetle burada ibadet ettiklerini anlatır. Kilise camları ise halen Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyor.
 
Ohri'de 55 binlik nüfusunun çoğunluğunu Makedonlar oluşturuyor. Makedonlar'ın dışında Ohri'de Türkler, Arnavutlar, Romanlar, Sırplar ve Ulahlar yaşıyor. Ohri'de Osmanlı döneminden kalma 10 cami, bir de tekke bulunuyor. Ohri Türk halkı son derece misafirperver. Şehri adımlarken bir Ohri'li kadın bizi kahve içmek için evine davet ediyor. Davetini büyük bir memnuniyetle kabul edip içeri giriyoruz.
 
Kahvenin yanında bize Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde bahsettiği Ohri'nin ünlü kiraz ve eriğinden de ikram ediliyor.
 
Ohri'yi dolaşırken Osmanlı?nın Balkanlar'daki son zamanlarını anlatan Elveda Rumeli dizisinin çekildiği sokaktan geçiyoruz. Bu sokak, bizlere o zamanları yaşatacak kadar buram buram tarih kokuyor.
 
Şehrin merkezinde çok yaşlı bir meşe ağacı var. Beton kaplamalarla yamanmış enteresan bir görüntü arzeden bu ağacın tam yaşını belki kimse bilmiyor. Tahminen 1100 yaşında olduğu belirtilen bu yaşlı meşe ağacının gövdesinde, bir zamanlar bir bakkal bir de berber dükkanı varmış. Günümüzde ağaç yıkılmaması için metal desteklerle korunuyor.
 
Ohri'ye güzellik katan gölü, deniz seviyesinden 695 metre yükseklikte yer alıyor. 289 metre derinliği ile Balkanlar'ın bu en derin gölünün alabalığı çok ünlü ve inanılmaz lezzetli.
 
Ohri'nin incisi de oldukça ünlü. Ohri Gölü?nden çıkarılan sedefin üzerine, bu göle özgü Plasiça balığının pulundan yapılan emisyonla cila atılıyor ve ortaya inanılmaz parlaklıkta Ohri incisi çıkıyor.
 
Ohri gündüz olduğu kadar geceleri de hareketli bir kent. Ohri'nin ana caddesinde akşamları gösteri yapan animatörler, kafelerde oturanların ya da sokakta akşam gezmesine çıkanların keyifli vakit geçirmesini sağlıyor.

  Mustafa Bereketli

ORHİ

Ohri 'ye bağlı Kocacık Köyünde ATATÜRK'ün babası Ali Rıza Efendi 1839 yılında doğmuştur. Yine İttihat ve Terakki'nin Kurucusu Dr. İbrahim Temo (1865-1945) Ohri'nin kazası olan STRUGA'da doğmuştur. Ohri'li yine Dr. İbrahim NACİ İttihat ve Terakkinin ileri gelenlerindendir. Yine Eyüp SABRİ AKGÖL ATATÜRK'ün yakın arkadaşlarındandır  (1876-Ohri - 1950 İstanbul) 1920-1923 Eskişehir, daha sonra V-VI-VII ve VIII dönem Çorum Milletvekilliği yapmıştır (1935-1950). Ben Struga'da doğdum. Üç yaşındayken Ohriye taşındık, Orta okulu Makedonca olarak bitirdim. Bu bina 1910 yılında Eyüp Sabri Bey tarafından inşa edilmiş olup halen Lise olarak kullanılmaktadır. Bizim evimiz. Sahilde ve iskeleye 300 metre mesafedeydi. 1950 li yıllarda Ohri Nüfusunun yarısı Türk idi. 1953-1960 yılları arasında Anavatana yaşanan göç sonrası şu anda Ohri ve Struga'da takriben 3500 Türk yaşıyor. Ohri Çarşıısındaki yaşlı ağaç 700 yıllık olup Meşe değil Çınar ağacıdır.  Binbaşı Enver ve Resneli Niyazi Bey askerlerini Ohri'nin kuzeyinde bulunan Değirmenler bölgesinde saklamışlardır. Yine 4. Murat'ın sadrazamlarından biri Ohrili Hüseyin paşadır. Sarı Saltığın mezarı Ohri'dedir. İmaret Camisini yıkılması ile ilgili olarak Dış İşleri Bakanlığımız  gerekli Diplomatik Demarşı yapmıştır 2002 yılında Ohri'de yapılan İCOMOS Toplantısında Ülkemizi temsile Sn. Prof. Zeynep AHUNBAY ve Kültür Müşaviri olarak ben temsil etmiş idik. Elbette ki bu konuyu da gündeme getirmiştik.  Ohri Redif Taburu Komutanı olan Eyüp Sabri BEY,  22 Temmuz 1908  akşamı Tatar Osman Paşayı adamlarıyla Manastır'dan Ohriye kaçırmış ve 23 Temmuz  1908 günü Manastır'da İkinci Meşrutiyetin ilânından sonra serbest bırakmıştır.Denilebilir ki Cumhuriyetimizin ilk temelleri Ohri'de atılmıştır. Kiril Alfabesini bulan Kiril ve Metodi Kardelşer de Ohri'lidir. Ohri Makedonya'daki Ortodoksların da Dini Merkezidir.

 Şakir İlyasoğulları 

Yazarın Diğer Yazıları